|
3 sosyal güvenlik kurumu tarih oluyor, taşınmazları Maliye'ye devredilecek
Sosyal güvenlik kurumlarını tek çatıda toplayacak olan yasa tasarısı, TBMM'ye sunuldu. Tasarı SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'un taşınmaz mallarının da Maliye Bakanlığı'na devredilmesini öngörüyor.
SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nı tek çatı altında toplayan ve 30 Kasım'da Başbakanlığa gönderilen Sosyal Güvenlik Kurumu Yasa Tasarısı TBMM’ye sunuldu. Tasarı yasalaşırsa SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı artık tarih olacak. Tasarının son halinde kurumların taşınmazlarının devrine ilişkin bir de değişiklik yapıldı. Buna göre, taşınmazların kanun yürürlüğe girdikten 3 ay sonra Maliye Bakanlığı'na devredilmesi öngörülüyor. Taşınmazların bedelleri ise peşin ödenecek.
Tek çatı düzenlemesine ilişkin ilk hazırlanan taslakta sosyal güvenlik kuruluşlarının ihtiyacı olmayan taşınmazlar, Sosyal Güvenlik Kurumu adı altında birleşildikten sonraki 5 yıl içinde, rayiç bedeli üzerinden satılacak veya satılmak üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na (ÖİB) devredilecekti. ÖİB daha sonra özelleştirme işlemi yaptıkça, giderlerini düştükten sonra parasını Sosyal Güvenlik Kurumu'na aktaracaktı.
Tasarıda son anda değişiklik yapıldı
Tasarıda son anda yapılan değişiklikte ise kanunun yürürlüğe girmesinden sonraki 3 ay içinde taşınmazların Maliye Bakanlığı'na devredileceği belirtiliyor. Tapuda bu taşınmazlar Maliye Bakanlığı adına tescil edilmeden önce bedelinin bir defada ve peşin olarak kuruma ödenmesi düşünülüyor.
Emekli Sandığı'na ait otelller ve diğer iştirakler ise yine rayiç bedeli üzerinden aynı süre içinde özelleştirilmek üzere ÖİB'e devredilecek.
Prim borcu bulunan işveren açıklanacak
TBMM'ye sunulan yasa tasarısı ile dikkat çekici bir uygulama da yürürlüğe girecek. Buna göre, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu her yıl için, prim borcu kamuoyuna açıklanacak işverenlerin belirlenmesine esas olmak üzere asgari borç tutarını belirleyecek. Yönetim Kurulu Başkanı da ödeme tarihi 6 aydan daha uzun süre gecikmiş ve Yönetim Kurulu tarafından her yıl için belirlenecek tutardan daha fazla prim borcu olan işverenleri kamuoyuna duyuracak.
Tasarıda ayrıca kurum, merkezi yönetim bütçesinden kendisine ayrılan yıllık sosyal sigortalar, genel sağlık sigortası ile primsiz ödemelere ilişkin ayrı ayrı olmak üzere transfer tutarını, 3 yıllık transfer projeksiyonunu ve uzun dönemli emeklilik ve genel sağlık sigortası finansman hedeflerini gerçekleştirecek. Finansman hedefleri, her yıl en geç ekim ayında bir sonraki yıl uygulanmak üzere Yönetim Kurulu'nun önerisi üzerine Bakanın başkanlığında, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Hazine Müsteşarları ile Başkanın katılımıyla oluşan Komisyon tarafından belirlenecek ve Resmi Gazete'de yayımlanacak.
Emekli Sandığı'nın 3 oteli 413 milyon dolara satılmıştı
İstanbul Hilton Oteli: 255.5 milyon dolar
İzmir Büyük Efes: 121.5 milyon dolar
Büyük Ankara: 36.8 milyon dolar
Bazı taşınmazlar
Bursa Santral Garajı
Eskişehir Otogarı
Bayramoğlu Eğitim Tesisi
Foça Tatil Köyü
Anafartalar İşhanı
Harbiye İşhanı
Karaköy (Galata) İşhanı
Kızılay-Emek İşhanı
Lale Sitesi
Nurhan Binası
Rüzgarlı İşhanı
Serkldoryan Bloku
Ulus İşhanı
İtfaiye Meydanı Arsası
Huzurevi
Tek çatı tasarısı neler getiriyor
* SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı birleştirilip, Sosyal Güvenlik Kurumu kurulacak.
* Kurum; Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu, Yönetim Kurulu ve Başkanlık olmak üzere 3 organdan oluşacak.
* Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu kamu, sendika ve meslek örgütü temsilcilerinin oluşacak.
* Yönetim Kurulu ’nda kamu, işçi, işveren, memur sendikaları ile esnaf ve emekli temsilcilerinden 11 üye yer alacak.
* Kamu temsilcileri atamayla, diğerleri seçimle göreve gelecek.
* Kurum bünyesinde Sosyal Sigortalar, Genel Sağlık Sigortası, Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü ve Hizmet Sunumu Genel Müdürlükleriyle, Rehberlik ve Denetim ile Aktüerya ve Fon Yönetimi Daire Baş kanlıkları kurulacak.
* Her bir genel müdürlük bünyesinde Yönetim Kurulu kararıyla en fazla 8 daire başkanlığı oluşturulacak.
* Kurumun genel yönetim giderleri yıllık toplam gelirinin yüzde 5 ’ini aşamayacak. Kısa ve uzun vadeli sigorta fonları, genel sağlık sigortası fonları ile primsiz ödemelere ilişkin fonlar hiçbir şekilde birleştiremeyecek ya da birbirlerine kaynak aktaramayacaklar.
* Kurumun merkez ve taşra teşkilatı için toplam 29 bin 892 kadro öngörülüyor.
Burdur, üniversite yolunda emin adımlarla ilerliyor...
YÖK ve Bakanlar Kurulunun kararlarının ardından ülkemizde kurulacak olan 15 yeni üniversite kapsamında ilk 5 içerisinde yer alan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi için Burdur Valisi Can Direkçi, Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya ve Burdur Yüksek Öğrenim Vakfının önderliğinde başta Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Esnaf Odaları, Ziraat Odası, Köy-Koop gibi Burdurda faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerinin içinde bulunduğu birlik Burdura İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binasının inşası için kolları sıvadı.
Yeni kurulacak Üniversite için yapılabilecek yardım ve çalışmaların değerlendirildiği toplantılar meyvelerini de birer birer vermeye başladı. İlk olarak Ticaret ve Sanayi Odasının yapılacak olan Fakülte binasının 1 bloğunu yapacağını açıklamasının ardından diğer sivil toplum örgütleri de çeşitli kampanyalarla projeye destek verecekler. Esnaf Odalarının,Bir Tuğla da Benden kampanyasını önümüzdeki günlerde start verecek. Vali Can Direkçi yaptığı açıklamada,Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi için gerekirse Vilayet binasını tahsis ederim, derken, Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya;Fakülte inşasının alt yapı hizmetleri yada 1 bloğunu yapabileceklerini, bunun yanında Burdur Belediyesinin tüm imkanlarını bu projede kullanacağını; açıkladı. Ziraat Odası Başkanı Gökay Tekin de şu an bir çalışma içerisinde olduklarını belirterek Burdur çiftçisinin de bu projede aktif rol oynayacağını belirtti.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin Burdur ekonomisi için önemli katkılar sağlayacağı, Burdurun geleceğe açılan en emin ve önemli kapısı olduğu yönünde hemfikir olan yöneticiler imkanları zorlayarak bu büyük sorumluluğun altından da başarı ile kalkacaklarını belirttiler.
Toyota'nın üretim modeli tekstilcinin Çin'e karşı umudu olacak
Yalın üretim modeli Toyota tarafından geliştirilmiş, maliyetleri kontrol altına alarak sürdürülebilir kar elde etmeyi hedefleyen bir üretim modeli. Japonya'dan dünyaya yayılan bu üretim modeli Toyota'nın 68 yılda sıfırdan 120 milyar dolarlık bir marka değerine sahip olmasının da en önemli nedeni olarak gösteriliyor. En büyük rakibi General Motor, yüksek maliyet gibi nedenlerle sürekli zarar ederken Toyota, yılda 8 milyar dolar kar açıklıyor.
Yalın Enstitü Derneği'nin Başkanı Yalçın İpbüken, 1998 yılında itibaren bu modeli Türk sanayicisine tanıtmaya çalıştıklarını söylüyor. Modelin, otomotiv sektörü hakkında araştırma yapan Dr. James P. Womack ile Prof. Daniel Jones'un "Dünyayı değiştiren makine" isimli kitabında ilk kez ortaya konduğunu belirten İpbüken, 1996'dan bu yana aralarında Koç Grubu'nun da bulunduğu bir çok şirket tarafından benimsenen modelde aşırı üretim, beklemeler, fazla stok, hatalar ve düzeltmelerden kaynaklanan israfın önlenerek, beş yıl sonunda üretim akış süresinin yüzde 90, hata sayısı ile stokların yüzde 80, alan kullanımı ve iş kazalarının yüzde 50, iş geliştirme süresinin de yüzde 75 kısaltıldığını belirtiyor.
Yalın üretimin özellikle Çin'in düşük maliyetli üretim anlayışı karşında zor durumda olan sanayicinin çıkış yolu olacağına inanan İpbüken, otomotiv firmalarından sonra başta tekstil ve maliyet israfının bolca yaşayan havayolu ve gıda gibi alanlardaki firmaların modele ilgi gösterdiğini söylüyor.
Tekstilde verimlilik artışı sağlıyor
Alman hazır giyim markası Hugo Boss'un İzmir'deki fabrikasında bu modeli kullandıklarını anlatan Üretim Müdürü Sanem Tunca, "Model hedeflerimize ulaşmada araç" diyor. Yalın Enstitü, modeli anlatmak için 5-6 aralık tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenleyeceği zirveye modeli dünyaya anlatan Dr. James P. Womack ve John Shoook'un yanı sıra modeli kullanan şirket yöneticileri katılacak. Petrol Ofisi Genel Müdürü Jan Nahum'dan, Eti Gıda Genel Müdürü Basri Akçasoy'a kadar pek çok farklı sektör temsilcisinin tecrübelerini paylaşacak.
'Kadın girişimciliği için ulusal merkez gerekiyor'
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde özellikle KOBİ'lere yönelik faaliyet gösteren Girişimci Destekleme Merkezleri'nden (GİDEM) Diyarbakır ofisi, ulusal kadın girişimcilik merkezi kurulması yönünde çalışmalarını sürdürüyor. Bölgede 2002 yılından bu yana sürdürülen GAP-GİDEM Projesi kapsamındaki 4 ofisten biri olan Diyarbakır GİDEM'den Nurcan Baysal, ildeki "Kadın Girişimciliğin Geliştirilmesi Projesi"nden hareketle ulusal bir kadın girişimcilik merkezine doğru yol aldıklarını belirtti. Baysal, "GİDEM'ler olarak kadın girişimcilere yönelik olarak danışmanlık ve eğitim hizmetleri veriyoruz. Ancak kadınlar bankaya gittiklerinde kendilerine uygun bir kredi paketi bulamıyorlar. Bununla ilgili olarak yeni finans modelleri üretilmeli ve politikalar geliştirilmeli. Ama bu bizi aşan bir durum ve bunları yapmak için güçlü bir merkeze ihtiyaç var" diye konuştu.
Son toplantı şubatta
Baysal, hafta başında Ankara'da kadın sivil toplum örgütlerinden temsilciler, akademisyenler, KOSGEB, ILO ve UNDP gibi kuruluşlardan yetkililerle biraraya gelerek merkeze ilişkin ikinci toplantılarını gerçekleştirdiklerini belirtti. Merkezin yapılanmasına ilişkin çalışmaların devam ettiğini söyleyen Baysal, şubat ayında yine Ankara'da yapılacak son toplantı ile merkeze ilişkin detayların tamamlanacağını dile getirdi. Baysal, böylelikle oluşturulacak merkez taslağının ilgili kurumlara sunulacağını belirtti. Merkeze ilişkin ilk toplantı eylül ayında Mardin'de gerçekleştirilmiş, merkezin açılma fikri ortaya atılmıştı. Toplantıdan çıkan olumlu görüşler üzerine merkezin kurulmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştı.
Avrupa Birliği'nden finans Birleşmiş Milletler'den işbirliği
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından finanse edilen GAP-GİDEM Projesi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından GAP Bölge Kalkınma İdaresi işbirliğiyle yürütülüyor. Proje kapsamında Adıyaman, Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa'da kurulan 4 GİDEM bölgedeki KOBİ'lere bilgilendirme, eğitim ve danışmanlık konularında iş geliştirme hizmetleri sunuyor. Bu çalışmaların yanı sıra toplam 8 projeyi de sürdürmekte olan merkezler, yerel KOBİ'lerin spesifik ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar.
Diyarbakır GİDEM'de sürdürülen "Kadın Girişimciliğin Geliştirilmesi Projesi"nin yanı sıra Adıyaman'da "Tekstil Eğitim Merkezi Projesi" ile "Tarıma Dayalı Sanayilerin Geliştirilmesi Projesi", Diyarbakır'da "Dicle Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Projesi", Mardin'de "Ev Şarapçılığının Geliştirilmesi Projesi" ile "Gümüş İşlemeciliğinin Geliştirilmesi Projesi", Şanlıurfa'da "Tarıma Dayalı Sanayilerin Geliştirilmesi Aromatik Bitkiler Projesi" ile "Organik Tarımın Geliştirilmesi Projesi" sürdürülüyor.
Faizler kısa vadede sabit kalacak
Enflasyon hedeflemesine geçişten önceki son faiz indirimini 0.25 puanla yapan Merkez Bankası iyimser ve temkinli tavrını koruyor. 2006'da 'bekle-gör' politikasını benimsemesi beklenen Merkez'in en fazla 2 puan indirime gidebileceği belirtiliyor.
Para politikası konusunda temkinli duruşunu sürdüreceğini açıklayan Merkez Bankası (MB), kısa vadeli faiz oranlarında 0.25 puanlık indirim yaptı. Bu yıl içerisinde faizlerde 4.5 puanlık indirim yapan MB’nin son üç yıl içerisinde yaptığı faiz indirimi de 30.5 puanı buldu. Önceki gün yapılan Para Politikası Kurulu toplantısındaki değerlendirmeler doğrultusunda hazırlanan Enflasyon ve Görünüm Raporu'nu son kez yayımlalan MB, orta vadede faiz indirimi konusundaki temkinli tavrının süreceği sinyalini verdi. Ekonomiye yönelik piyasa beklentilerine göre daha yumuşak bir değerlendirmede bulunan MB, 2005 enflasyonunun hedeflenenin altında kalabileceği tahmininde bulunurken, yüzde 5 olan 2006 enflasyon hedefine de ulaşılabileceğini bildirdi.
Raporda, MB'nin son dönemde ekonomistler tarafından ortaya atılan durgunluk tartışmalarına ise pek katılmadığı görüldü. Ekonomideki büyümenin yatırım kaynaklı olduğu ve istihdamda yaşanan artışın devam ettiği vurgusunu yapan MB, yine de petrol fiyatları ve uluslararası likidite koşullarında yaşanabilecek risklere dikkat çekerek, temkinli tavrını sürdüreceği sinyalini verdi.
Yılık indirim 4.50 puan
MB, kısa vadeli faizlerde yılın son indirimini de 0.25 puan olarak yaptı. Gecelik ve haftalık borçlanmaların faiz oranı yüzde 13.75’ten yüzde 13.50’ye, gecelik borç verme faiz oranı ise yüzde 17.75’ten yüzde 17.50’ye indirildi. Merkez dünkü indirimle, bu yılki dokuzuncu faiz indirimini yaptı. 2005'teki toplam indirim 4.5 puana ulaştı. Kısa vadeli faizlerde son üç yıllık dönemde gerçekleşen toplam indirim ise 30.5 puana ulaştı. Bu arada MB, borç verme faiz oranlarını yıl başından itibaren 1 puan daha düşürecek. Bankanın halen 4 puan olan borçlanma ve borç verme faiz oranları arasındaki fark 2 Ocak 2006’dan itibaren 3 puana düşürülecek. Bu kapsamda MB'nin yüzde 17.50’ye indirdiği gecelik borç verme faiz oranı yıl başında yüzde 16.50’ye düşecek. Bu arada MB yönetimi son faiz kararını almış oldu. Bundan böyle faiz indirim kararları Para Kurulu tarafından alınacak ve kararın gerekçesini özetleyen kısa bir metin yayınlanacak. Ayrıca Enflasyon ve Görünüm Raporu da bir daha yayınlanmayacak. Gelecek yıldan itibaren beş gün içerisinde de Para Politikası Kurulu değerlendirmeleri ile enflasyon ve görünüme yönelik duruşunu özetleyen bir metin yayımlayacak.
2006 beklentisi 2 puan
Orta dönemde faizlerin yukarı çıkma olasılığının aşağıya inme olasılığına kıyasla daha az olduğunu bildirerek, orta vadede faiz indiriminin süreceği mesajını veren MB, kısa dönemde ise faizlerin sabit kalma olasılığının güçlendiğini bildirdi. Önümüzdeki ilk iki ay enflasyon rakamlarındaki gerçekleşmelere bakacak olan MB'den bu dönemde yeni bir faiz indirimi beklenmiyor. Raporda da vurgu yapılan global likidite koşulları ve petrol fiyatlarını da gözleyecek olan MB'nin 2006'da en fazla 2 puanlık indirim yapabileceği belirtiliyor.
Enflasyon tahmini hedefin altında
Faiz indirimi kararı sonrasında açıklanan Enflasyon ve Görünüm Raporu'nda yılın son ayında olağandışı bir gelişme olmadığı takdirde, 2005 sonunda enflasyonun yüzde 8 olan hedefin altında gerçekleşeceğinin tahmin edildiği bildirildi. MB bünyesinde yapılan orta vadeli tahminlerin; petrol fiyatlarının 2006 yılında bugünkü seviyesinin biraz altında kaldığı, uluslararası likidite koşullarında önemli bir değişim olmadığı, maliye politikasının yıl sonu hedefi ile uyumlu olarak yürütüldüğü ve para politikasının temkinli duruşunu sürdürdüğü temel varsayımlar altında, 2006 yıl sonu enflasyonunun hedeflendiği yüzde 5 oranına yakın gerçekleşeceği yönünde olduğu belirtildi. Raporda, "Burada altı çizilmesi gereken nokta, enflasyon hedefine ulaşılabilmesi için para politikasının temkinli duruşunu devam ettirmek durumunda olduğudur" denildi.
Raporda, talep koşullarının enflasyondaki düşüş sürecine verdiği desteğin geçtiğimiz üç yıla kıyasla azaldığına dikkat çekilerek, "Hizmet enflasyonundaki katılık ile uluslararası likidite koşullarına ve petrol fiyatlarına dair belirsizlikler faizlerin yönü hakkındaki ifadenin netliğini engellemektedir. Bu kapsamda, enflasyon görünümüne ilişkin açıklanacak her türlü yeni veri ve haberin, Merkez Bankası’nın geleceğe yönelik duruşunu tekrar gözden geçirmesine neden olacağı özenle vurgulanmalıdır" denildi.
İstihdamdaki artış sürüyor
Raporda, üretici fiyatlarının perakende sektörü için maliyet niteliği taşıması nedeniyle gelecek dönem enflasyonu açısından bilgiler içerebildiği, bu nedenle son dönemde üretici fiyat artışlarının tarihsel olarak düşük düzeylerde seyretmesinin gelecek dönem enflasyonuna yönelik olumlu sinyaller verdiği bildirildi. Enerji, hizmetler ve mevsimlik ürünler dışarıda bırakılarak hesaplanan TÜFE endeksinin kasımda düşüş göstermesinin kasım ayı enflasyonunda bir yükseliş değil aksine düşüş yönünde sinyal verdiği belirtildi.
Orta vadede talep ve enflasyon açısından, işsizlik ve istihdam verilerinin de önem taşıdığı bildirilen raporda, tarım dışı istihdamın yıllık bazda çok yüksek artışlar göstermeye devam etmesinin ekonomik faaliyetteki canlılığın istihdama destek verdiğini gösterdiği ileri sürüldü.
Kredi kullanımına sıkı takip
Bir süredir yakından izlenen bir diğer unsurun ise kredi gelişmeleri olduğu belirtilen raporda, gerek tüketici gerekse şirketler tarafında kredilerde son dönemde göreli bir istikrara kavuşma eğilimi görüldüğü vurgulandı. Konut kredilerindeki yüksek artışların devam ettiğine dikkat çekilen raporda gelecek dönemde de konut kredilerinin artmaya devam edeceği tahmini yapıldı. Raporda, "Bu aşamada Merkez Bankası, hızlı kredi genişlemesini gerek fiyat istikrarı gerekse finansal istikrar konusunda oluşturabileceği riskler açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişme olarak değerlendirmeye devam etmektedir" denildi.
Merkez Bankası'na göre ekonomideki riskler
* Petrolde öngörülmesi güç fiyat hareketleri.
* Uluslararası likidite koşulları.
* Global risk iştahında gelişmekte olan ülkeler aleyhine yaşanabilecek değişim.
* Hizmet grubundaki yüksek fiyat artışları.
Merkez Bankası ekonomiyi nasıl görüyor?
* 2005 yılı enflasyonu yüzde 8 olan hedefin altında gerçekleşecek.
* Petrol fiyatları 2006'da bugünkü seviyesinin biraz altında kalacak.
* Likidite koşullarında önemli bir değişim beklenmiyor.
* 2006 enflasyonunu hedeflendiği gibi yüzde 5 oranına yakın gerçekleşecek.
* Orta dönemde kısa vadeli faizlerin yukarı çıkma olasılığı aşağı inme ya da sabit kalma olasılığına kıyasla daha az.
* Son dönemde üretici fiyat artışlarının tarihsel olarak düşük düzeylerde seyretmesi gelecek dönem enflasyonuna yönelik olumlu sinyaller veriyor.
* Beyaz eşya-otomobil satış verileri tüketim talebinin istikrarlı seyrettiğini gösteriyor.
* Tüketim harcamalarındaki canlılık yılın son çeyreğinde bir ivme olmaksızın mevcut düzeyini koruyacak.
* Ekonomideki büyüme yatırım kaynaklı.
* Kredi kullanımında gerek tüketici, gerekse şirketler tarafında son dönemde göreli bir istikrar eğilimi yaşanıyor.
* Konut kredilerindeki yüksek artış eğilimi gelecek dönemde de devam edecek.
* Uluslararası likiditede gelişmekte olan ülkeler aleyhine yaşanabilecek bir değişim enflasyon kınusunda önemli bir risk unsuru.
* Hizmet grubundaki yüksek fiyat artışları 2006 enflasyon hedefine ulaşmada risk yaratıyor.
|